GSM Nedir?
Mobil İletişim İçin Küresel Sistem) Global System for Mobile Communications veya kısaca GSM bir mobil iletişim protokolüdür. Tüm GSM standartları, hücresel ağ kullanır ve dolaşım sırasında bile hücreler arası geçiş yapma kabiliyetine sahiptir. Dolayısıyla teoride, eğer kapsama alanından çıkılmazsa, cep telefonu ile tüm dünyayı bağlantı kopmadan dolaşmak mümkündür.
GSM Bant Aralıkları
GSM 900
GSM900 protokolünde 890-915 MHz arası UpLink adı verilen alış , 935-960 MHz arasındaki frekanslar da DownLink adı verilen veriş için kullanılmaktadır. Taşıyıcılar 200 kHz frekanslık bir yer aldıklarından 124 taşıyıcı kullanılmasına olanak vermektedir. 915-917 MHz arasındaki 2 MHz’lik kısım koruma bandı için bırakılmıştır. Bu 2 MHz’lik koruma bandı, alışveriş frekansları arasındaki elektromanyetik dalgalar arasında oluşabilecek girişimi(bozulmayı) önlemek amacıyla oluşturulmuştur.
GSM 1800
Taşıma kapasitesi daha yüksek olduğu için genellikle şehirleşmenin yoğun olduğu bölgelerde kullanılır. 1710 ile 1785 MHz arasındaki frekanslar alış (uplink), 1805 ile 1880 MHz arasındaki bantlar da veriş (downlink) için kullanılır. Taşıyıcılar 200 kHz aralıklarla kullanılmakta ve 374 taşıyıcı bulunmaktadır. 1785 ile 1805 MHz frekansları arasında 20 MHz’lik koruma bandı bozulmayı önlemektedir.
GSM 1900
Taşıma kapasitesi daha yüksek olduğu için genellikle şehirleşmenin yoğun olduğu bölgelerde kullanılır. Şuanlık sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanılmaktadır.

Kapsama Alanı
GSM900 bandında 124 frekans kullanılmaktadır. Bir frekansta Time Division Multiplexing yöntemiyle en fazla 7 kişi konuşabilmektedir. Buna göre tüm frekanslar kullanılırsa kapsama alanı içinde (Ülke çapında kapsamayı düşünürsek) aynı anda en fazla 7X124=868 kişi konuşabilir. Türkiye nüfusu göze alındığında bu sayı çok yetersizdir.
Frekans sayısının sınırlı ve ihtiyacın fazla olması nedeniyle Hücre(Cell) yapısı tasarlanmıştır. Hücresel sistemde aynı frekans komşu hücrelerde kullanılamaz. Fakat bunun dışında bir kısıtlama olmadığı için aynı frekans dünya üzerinde farklı hücrelerde defalarca kez kullanılabilir. Hücrelere verilecek frekans sayısı hücredeki abone yoğunluğuna göre belirlenir.
Her hücre belirli bir alanı kapsar ve her hücrede, mobil cihaz ile bağlantı kurulmasını sağlayan bir ana alıcı-verici istasyonu ve anteni vardır. Bu alan içindeki tüm telefon görüşmeleri bu anten ve istasyon üzerinden gerçekleşir. Merkez santral ise tüm telefon aramalarının trafiğini düzenler ve aynı zamanda sabit şebekeyle olan bağlantısını sağlar.


Ses İletişimine Alternatif Veri İle Ses Aktarımı
GSM operatörlerinin kapasitesinin sınırları zorlayacağından fakat asla yetmeyeceğinden bahsediyoruz ama aslında internet üzerinden görüşme yolu açılsaydı, bugün ses ile her şeye rağmen çok daha fazla sayıda görüşme yapılabilirdi.
Mobil internet üzerinden ses ileten bir telefon cihazı ile (WhatsApp üzerinden yapılan sesli görüşmelere benzeyen) servis verecek firmalardan bahsedelim. Bildiğiniz gibi internet üzerinden görüşmeler, GSM operatörünün ses gelirlerini azaltıyor.
WhatsApp benzeri platformlardan servis vermek, daha 2000’li yıllarda internet üzerinden ses sağlamakla başlamıştı. Bunu konu defalarca STKlar ve gazeteler tarafından dile getirildi ama BTK 2000’lerin başından itibaren sabit (VoIP), 2013’den sonra ise mobil cihazlarla internet üzerinden sesi engelledi.
WhatsApp önce metin mesajlaşmayla başlayıp, 2015’ten sonra ses vermeye başlayınca, toplum tepki duyacağı için engellenmedi ama İstanbul (ya da başka şehirden) bir firma bu servisi bir mobil cihaz ile vermek istediği zaman karşısına bu engel çıkacak yani BTK’nın bu kararı kaldırmağı sürece, bu teknoloji hala bize uzak kalıcak.
Yani İstanbul ve Elazığda yaşanan depremlerde ses haberleşmesinde sorun yaşamayabilirdik. Ya da daha az yaşayabilirdik. Ama BTK tarafından, mobil el cihazları üzerinden görüşme başlatmanın, GSM operatörleri lehine alınan ama tüketici aleyhine olan bir karar olduğuna da hatırlatalım.
Depremde Haberleşme
Mevcut şartlar altında, deprem anında, herkes telefonlara sarılınca, kapasite aşılıyor ve sistem kilitleniyor. GSM Sistemi ne kadar gelişirse gelişsin frekans aralığı bittiği anda sorunlar karşımıza çıkmaya başlıyor
İstanbulda ve Elazığda yaşadığımız deprem için bir bilgi verelim; “devreden çıkan baz istasyonu olmadı”. Sadece depremden sonraki bir sürede kapasitenin üstünde telefon görüşmesi oldu. Sebebi ise, deprem anında yoğunlaşan iletişim trafiği ve buna ek olarak yurt dışından deprem bölgelerini arayanlar.
Bu noktada hepimizin dikkat etmesi gereken bir notu aktaralım; deprem ya da diğer afetler olduğunda, bizim yani vatandaşların değil, görevlilerin haberleşmesi önemli. O nedenle bugünkü haberleşme altyapısı ile deprem anında, hem başkalarının ihtiyaçlarını, hem de asıl bu görevlilerin ihtiyaçlarını düşünerek, telefonları az ve öz kullanmak lazım. Bu yüzden afet durumlarında çok acil değilse telefon üzerinden arama yapılmamalı, internet aracılığı ile aramalar örneğin WhatsApp gibi. Ya da doğrudam metin mesajları(SMS) ile iletişim kurmalıyız.
İki GSM Hattı Nasıl İletişim Kurar?
Baz istasyonları ile cep telefonları sürekli bağlantı halindedir. Bunu cep telefonu üzerinde ki sinyal gücü göstergesinden anlayabilirsiniz. Bir kişiyi aradığınızda baz istasyonu üzerinden anahtarlama merkezine oradanda veri merkezine giden arama sinyali aranan telefonun baz istasyonuna bağlanıp arama sinyalinizi o telefona iletir. Karşı taraf telefonu açtığında bağlantı kurulmuş olur. Siz görüşmenizi yaptığınız süre içinde her iki telefonda baz istasyonları ile veri alış verişleri yapmaya deam eder. Bu esnada veri güvenliği sağlanması açısından CDM ( Code Division Modulation) adı verilen bir modülasyon yöntemiyle görüşme anında onlarca kez haberleşme frekansı değişir. Cep telefonları ve baz istasyonları senkron bir şekilde bu frekansı değiştirirler. Unutmadan cep telefonları da elektromanyetik dalgaları kullanarak haberleşirler.
Türkiye’de kablosuz haberleşmenin sağlanması için iki farklı frekans kullanan sistem var: GSM900 ve DCS1800 dir. GSM, kapsama alanına göre üç ana gruba ayrılır. Bunlardan makro GSM 25 – 30 km yarıçapında bir alan için hizmet verirler. Genellikle küçük yerleşim yerlerinde kullanılırlar. Mikro GSM hava alanları, büyük alışveriş merkezleri gibi birkaç yüz metrelik iletişim ağının gereksinim olduğu yerlerde kullanılır. Piko GSM ise genellikle bina içi gibi yapılarda kullanılan küçük sistemlerdir.

